Ahilik Haftası münasebetiyle,
İlçe Müftülüğümüz tarafından Hacı Hasan(Küçük) Camiinde; Mevlid-i Şerif programı icra edildi.
Kur’an ve Hz. Peygamberin hadislerinden ilham alınarak belirlenen Ahiliğin prensipleri tekrar hatırlatıldı.
Ahirete irtihal eden esnaf ve yakınları için Kur'an-ı Kerim tilaveti ve dua yapıldı. Öğle namazının ardından da halka ikramda bulunuldu.
AHİLİK NEDİR?
Arapça “kardeşim” mânasındaki ahî kelimesinden gelen bu adın Türkçe’deki akıdan (cömert) kelimesinden türetildiğini ileri sürenler de vardır. Ahiliğin asıl kurucusu Şeyh Nasîrüddin Mahmûd Ahî Evran b. Abbas olup Ahî Evran (Evren) adıyla tanınır.
Temelde Kur’an’a ve Hz. Peygamber’in sünnetine dayandırılan prensipleriyle İslâmî anlayışa doğrudan bağlı olan Ahîliğin, Mal ve kalite kontrolü, fiyat tesbiti, bu birliklerin aslî görevi idi. Bu dönemde, teşkilâta ilk defa girenlere yiğit veya çırak adı verilir, Ahîlik daha sonra kazanılırdı. Esnaf birliklerinin başında şeyh, halife veya nakibler, bütün esnafın en üst makamında ise şeyhü’l-meşâyih bulunuyordu. Ayrıca mesleğin geleceği açısından çırakların yetiştirilmesine de çok büyük önem veriliyordu.
Ahîlik bünyesi içindeki esnaf birlikleri ustalar, kalfalar ve çıraklardan oluşuyordu. Çıraklıktan itibaren birlik içinde yükselmek için meslekî ehliyet ve liyakat şarttı. Çıraklar mesleği çok iyi öğrenmedikçe dükkân açamazlardı.
Bütün prensiplerini dinin asıl kaynağından alan Ahîliğin nizamnâmelerine fütüvvetnâme adı verilirdi. Ahîliğin esasları, ahlâkî ve ticarî kaideleri bu kitaplarda yazılı idi. Teşkilâta girecek kimse ilk önce bu kitaplarda belirtilen dinî ve ahlâkî emirlere uymak zorunda idi. Fütüvvetnâmelere göre, teşkilât mensuplarında bulunması gereken vasıflar vefâ, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, ihvana nasihat, onları doğru yola sevketme, affedici olma ve tövbe idi. Şarap içme, zina, yalan, gıybet, hile gibi davranışlar ise meslekten atılmayı gerektiren sebeplerdi.
Müşteri velinimetimizdir prensibiyle hareket eden ahilerden günümüze kadar gelen PAPUCU DAMA ATILMA hadisesi
Herkesin meslek ahlakı ilkeleriyle çalıştığı o dönemlerde bir zanaatkarın yaptığı işte ihmal veya hileye sapması nadir görülen hadiselerdendir. Ancak çabucak bozulan, yırtılan veya çürüyen mallarda bir hile aranır, bulunursa o esnaf cezalandırılırdı. Özellikle en çok tartışma konusu olan ve en çok kullanılan ürünler ise ayakkabılardı.
Eğer bir imalat hilesi söz konusu ise ilgili usta çağrılır, esnafın ileri gelenleri ve diğer meslek temsilcileri huzurunda yetkili tarafından tekdir edilir, aldığı ücretin müşteriye iadesi sağlanır, dava konusu olan ayakkabı da kullanılmamak için dama atılırmış. Bir esnafın yaptığı ayakkabının dama atılması o usta için en büyük ayıp olup meslekteki şeref ve itibarını sıfırlar ve müşterisinin azalmasına yol açarmış.
Bu uygulama bütün esnaf teşkilatı için bir genelleme niteliğinde olup birisi hakkında "pabucu dama atıldı" denilmesi artık o meslekten ekmek yemesinin zor olduğuna işaret sayılır, esnafın bu titizlik ile iş görmesi temin edilirmiş.
AHİLİĞİN 7 DEĞİŞMEZ KURALI
Ahi olmak ve peştamal kuşanmak için kişinin bir Ahi tarafından önerilmesi zorunludur.
Üye olmak isteyenlerden yedi fena hareketi bağlaması ve yedi güzel hareketi açması beklenmektedir:
- Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak
- Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim ve mülâyemet kapısını açmak,
- Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak,
- Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak,
- Halktan yana kapısını bağlamak, Hak'tan yana kapısını açmak,
- Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, Marifet Kapısını açmak,
- Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.
“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın.”
İsrâ : 35
Allah Resûlü (s.a.s)’in âdetiydi. Medine pazarına gider, oradaki insanlarla hasbihal eder ve pazarın durumunu kontrol ederdi. Yine böyle bir gün pazar yerinde dolaşırken bir buğday satıcısına rastladı. Buğday yığınını eliyle yokladı. Üstü kuru olan buğdayın altı ıslaktı. Sebebi sorulduğunda satıcı, buğdayların yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) satıcıyı şöyle uyardı:
“Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Bizi aldatan, bizden değildir!” (Müslim, İman, 164) buyurdu.